Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

 Portal 

 Takvim 

 GiriÅŸ Yap 

 Kayıt 


Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: İsmail Gaspıralı  (Okunma Sayısı 1395 defa)
LCTR
Şeref Üyesi
Oyun Kralı
*
Çevrimdışı Çevrimdışı




Üyelik Bilgileri Site
« : 29 AÄŸustos 2008, 07:23:55 »

Türk dünyasının büyük düşünce adamlarından ve reformistlerinden biri olan Gaspıralı İsmail Bey, Kırım harbi(1853-1856) bütün ÅŸiddetiyle devam ederken, Bahçesaray'a iki saat mesafedeki Avcıköy'de dünyaya geldi. Henüz on yaşındayken Akmescid lisesine gönderilen İsmail, orada iki sene kaldıktan sonra Varojen ÅŸehrindeki askeri okula nakledildi. Daha sonra Moskova Askeri idadisi'ne yerleÅŸtirilen Gaspıralının bütün bu okulları ruhuna alabildiÄŸine yabancı bulduÄŸunu biliyoruz. O yıllarda Moskova Panislamizm'in merkezidir. Özellikle Türk düşmanlığına dayanan slav ırkçılığı, Türklüğe ve İslam'a karşı, acımasız bir taassubu sürekli olarak canlı tutmak için faliyet gösteriyordu. Rusların bu korkunç düşmanlığı, Gaspıralı'nın bir kaç arkadaşının ruhunda öyle büyük bir derin etki yaratmıştı ki, altınca sınıfa geçtikleri yıl, o sırada Girit'te asilerle savaÅŸan Türk kardeÅŸlerinin yardımına koÅŸmaya karar verdiler. Bir kayıkla kırkbeÅŸ gün kürek çektikten sonra Don nehrini geçerek Odesa'ya ulaÅŸtılar. İstanbul'a gitmek üzere vapura binmeye çakıştıkları sırada, pasaportları bulunmadığı, için yakalanarak Bahçesaray'a gönderildiler. Garspıralı, bu olaydan sonra Moskova'da ki okuluna dönmeyecek, Bahçesaray'da Ligar tarafından kurulmuÅŸ olan Zincirli Medresesi ne Rusça muallimliÄŸine tayin edilecektir. Türkiye'ye gitmek, ilk macerasından sonra, İsmail Bey'in içinde hiç sönmeyen bir arzu haline gelmiÅŸtir. Bunun için 1871 de İstanbul'a gelerek zabit olmayı istemiÅŸse de, tahsili yarıda kaldığı için bunun mümkün olamayacağını düşünerek tahsilini tamamlamak ve Fransızcayı esaslı bir ÅŸekilde öğrenmek üzere Paris'e gitmiÅŸtir(1872). Yalta'dan hareket ettiÄŸi sırada, cebinde sadece ikiyüz ruble vardır. Gaspıralı, 1874 sonlarına kadar Paris'te kalmış, hatta o yıllarda orada buluna ünlü Rus romancısı Turgeniyev'in takdirini kazanarak sekreterliÄŸini yapmıştır. Gaspıralı'yı, Paris'te, bizim Jön Türklerin aksine, hayatını çalışarak kazanan, körü körüne hayranlığa kapılmaksızın Batı medeniyetin anlamak için bütün tecessüsünü seferber eden genç bir adam olarak görüyoruz. Gaspıralı'ya göre büyük teknoloji geliÅŸmelerine raÄŸmen, batıda servet dağılımında büyük bir eÅŸitsizlik vardır; küçük bir azınlık servet ve refah içinde yüzerken, büyük çoÄŸunluk sefalet içinde sürüklenmektedir. Hâlbuki hakiki medeniyetin ölçüsü, İslam'ında temel espirisi olan''hakkaniyettir. Bu bakımdan batı medeniyetini insanlığı ulaÅŸabileceÄŸi tek zirve olarak görmek yanlıştır; ''eÄŸer insanlığın göreceÄŸi son yaÅŸayış tarzı ve son medeniyet bu ise, insanlar çok talihsizlermiÅŸ.'' Gaspıralı, Paris'ten kendi memleketine deÄŸil, artık Türk zabiti olabileceÄŸini, ümit ederek İstanbul'a gelmiÅŸ fakat çaldığı bütün kapılar yüzüne kapanmıştır. İşin acıllı tarafı, bir dilekçeyle müracaat ettiÄŸi Sadrazam Mahmut Nedim PaÅŸa, bu müracaat hakkında Rus sefiri İgnatief'in fikrini almaya kalkışacaktır. İsmail Bey yazarlık hayatı, İstanbul'da bulunduÄŸu sıralarda baÅŸladı. Buradan gönderdiÄŸi yan gerçek, yarı hayali mektuplar, Moskova ve Petesburg'da çıkan Rus gazetelerinde yayınlanıyordu. Zabitlik hayalinin gerçekleÅŸmeyeceÄŸini anlayınca, 1875 kışında Kırım'a dönen Gaspıralı 1878'de Bahçesaray Belediye BaÅŸkanlığına seçilinceye kadar baÅŸka hiçbir iÅŸle uÄŸraÅŸmadı, sadece okudu ve milletinin hayatını inceledi. Gaspıralı İsmail Bey, 1878 yılında Bahçesaray Belediye BaÅŸkanlığına seçildi; belediye baÅŸkanı olarak görevlerini bütün imkânsızlıklarına raÄŸmen yerine getirmeye çalışırken, aslî misyonunun da hiç unutmayan Gaspıralı, 1879 yılında, bir gazete çıkarmak için Rus hükümetine müracaat ettiyse de, bu müracaatı reddedildi. Fakat o, mutlaka yayın yoluyla milletine hizmet etmek istiyordu. 1881 yılında, ''Genç Molla'' müstear adıyla ileride kitap olarak da yayınlanacak olan ''russkoe musulmanstovo''(Rusya Müslümanları )baÅŸlıklı makalelerini yazarak Akmescid'de çıkan ''tavrida'' gazetesinde yayınlandı. Gaspıralı'nın, sansürden geçmesi için çok ihtiyatlı ve çok zekice bir üslupla yazdığı bu makalelerinde, Rusya'daki Müslümanlar açısından önemli tezler ileri sürülmüştür. Söz konusu makalelerde güdülen asıl gaye, Rusları ürkütmeden, RuslaÅŸtırma siyasetinin netice vermesinin mümkün olmadığını göstermek ve Rusya'daki Müslümanları bazı tehlikeli geliÅŸmelere dikkat çekerek total bir modernizasyona davet etmektir. Gaspıralı, izin almamasına raÄŸmen gazete çıkarma fikrinden asla vazgeçmemiÅŸtir. Bunun için, zemin yoklamak amacıyla, 1881 yılında baÅŸlayarak ''Tonguç', ''Ay", ''GüneÅŸ'', ''Yıldız'', ''Mir'at'i cedid'' gibi çeÅŸitli adlarla küçük risaleler yayınlamaya baÅŸladı. Ne var ki, Rus sansürü, bu risaleleri yayınını, adları baÅŸka olsa da gazete hüviyeti taşıdıkları gerekçesiyle çok geçmeden yasaklayacaktır. Gaspıralı, bir gazete çıkarabilmek için tam dört yıl mücadele verdi. Defalarca Petesburg'a giderek müracaatlarda bulundu ve nihayet 1883 yılında, Türkçe kısmı, aynen Rusçaya da tercüme edilmek ÅŸartıyla ''tercüman-ı ahval i zaman"ı yayınlama iznini kopardı. Adını Åžinasi'nin İstanbul'da çıkardığı ''tercümanı ahval''dan  alan bu gazetenin Rusça adı da ''perovotcik'' olacaktı. Zühre hanımın ziynet eÅŸyalarını ve annesinden kalan kıymetli elbiseleri satarak elde ettiÄŸi paraya, üçyüz ruble kadar abone parasını da ilave ederek eski bir makine ve bir miktar hurufat alan Gasparalı, ilk nüshayı 10 Nisan 1883'de çıkardı. 1883'ün Kırım'ın Ruslar tarafından iÅŸgalini yüzüncü yılı olmasıydı. Rus basınında ateÅŸli yazlarla bu yıl dönümü kutlanıyor, cilt cilt kitaplar yayınlanıyor, Rusya'da adeta bayram yaÅŸanıyordu. Çünkü yüzyıl önce, General Potemkin komutasındaki Rus ordusu, üçbin Kırım Türkü'nün cesedini çiÄŸneyerek bu güzel Türk ülkesine girmiÅŸ, Karasu ve Bahçesaray'ı yakıp yılmış, yaÄŸmalanmıştı. Ve büyük acılar, büyük göçler o tarihte baÅŸlamıştı. Ama artık ''tercüman'' bu acıların tercümanı, bu mazlum milletin sesi olacaktı. Tercüman, Rusya'da çıkan ilk Türk gazetesi deÄŸildi, ama yaygınlığı ve oynadığı rol bakımından en önemlisiydi. 1903 yılına kadar haftalık, 1903-1912 arasında haftada bazen iki, bazen üç defa, Eylül 1912'den sonrada günlük olarak tam 33 yıl yaÅŸadı ve 1916 yılında kapandı. Küçük boyda 4 sayfa olarak çıkmaya baÅŸlayan tercüman ki yazıları Rusça tercümeleri de hesaba katıldığında iki sayfaya inmektedir. Çok geçmeden, devrin ÅŸartlarına okuryazarlık oranına göre çok yüksek sayılabilecek tirajlara ulaÅŸmıştır. Kafkasya, Kazan, Sibirya, Türkistan, Çin, hatta İran ve Mısır'da satılan tercümanın büyük baÅŸarısı Gaspıralı'nın sadece Rusya Türklerini deÄŸil, bütün Müslümanların meseleleriyle yakından ilgilenmesinin yanı sıra,''dil birliÄŸi''  politikasının bir sonucudur. Gaspıralı'nın bütün Müslüman Türkler tarafından kullanılabilecek bir yazı dili ortaya koymak için gösterdiÄŸi büyük gayret, Rusya Türk-14'leri arasında kabile duygusunun ne kadar güçlü olduÄŸu düşünülecek olursa, olaÄŸanüstü bir cesaret istiyordu nitekim Gaspıralı'nın faaliyetleri,  büyük baÅŸarısının yanı sıra, küçümsenmeyecek bir muhalefetle de karşılaÅŸmıştır. Kazan Tatar ÅŸairi Abdullah Tukay, Gaspıralı'nın ısrarla savunduÄŸu ortak edebi dil hakkında şöyle diyordu: ''Biz Tatardık ve öyle kaldık. Türkler İstanbul'dadır, biz ise buradayız. ''Gaspıralı, aslında sadece dilde deÄŸil, Türk kültürünün bütün alanlarında topyekûn bir reform fikriyle ortaya çıkmıştır. Bu reformun temel prensibi ise, Tercüman Gazetesi'nde ismin hemen altında yer alan ''dilde, fikirde, iÅŸte birlik''ti.  Bu sloganla veciz bir ÅŸekilde özetlenen programın ana esasları kısaca ÅŸunlardı: mektepleri Avrupa-i metotlarla ıslah etmek; bütün Türk dünyası için müşterek bir yazı dili oluÅŸturmak: kadınlara hürriyet: eÄŸitim ve öğretim iÅŸlerinin yürütülebilmesi için hayır cemiyetlerinin kurulması. Gaspıralı, dilde birlik ''idealini gerçekleÅŸmesi içinde, Türkçeden mümkün olduÄŸu kadar yabancı kelime ve kaideleri çıkarmayı ve her ÅŸiveden pek kaba olmayan mahalli kelimeleri Osmanlı-Türk tasrifine uydurarak kullanmayı ön görüyordu. Gerçekte nihai hedefi temiz İstanbul Türkçesiydi. Düşüncelerini sonuna kadar, ısrarla savunan Gaspıralı, tercümanı Türk-İslam dünyasının hemen her yerinde okunan bir gazete haline getirmeyi baÅŸarmıştır. Bu hiçte küçümsenecek bir baÅŸarı deÄŸildir. 1905 bunalımından sonra Kazan'da, Kafkasya'da Türkistan'da ve Kırım'da yayınlanan 35'den fazla gazete ve dergide, çok sayıda hikâye ve romanda ''Gaspaıralı Dili''   kullanılmıştır. Gaspıralı İsmail Bey, dil meselesinin çözümünü, diÄŸer sosyal alanlardaki geliÅŸmelerin ön ÅŸartı olarak görüyordu. Ona göre, dilin çaÄŸdaÅŸ geliÅŸmelere adaptasyonu gerçekleÅŸmeden, toplumu modern ihtiyaçlarını karşılamak mümkün deÄŸildi. Türkçe konuÅŸan dünyanın kaderi az bir eÄŸitimle herkes için geçerli olacak bir haberleÅŸme aracının, ani ortak dilin tesisine baÄŸlıydı. Bu ise saÄŸlam bir eÄŸitimle mümkündü. 1881 yılı itibariyle Rusya Türkleri onaltıbin kadar mahalle mektebi bulunduÄŸunu, bu mekteplerde yarım milyona yakın Türk çocuÄŸu ömürlerinden beÅŸer yıl çürüttükleri halde, Türkçe beÅŸ satır bile okuyup yazma öğrenmediklerini söyleyen Gaspıralı, eÄŸitimde köklü bir reforma gidilmesinin ÅŸart olduÄŸunu söylüyordu. Yahya Kemal'de, hatıralarında aÅŸağı yukarı aynı yıllarda mahalle mektebine üç yıl gittiÄŸi halde elifbayı sökmediÄŸini, daha sonra gönderildiÄŸi yeni usuldeki mekteb-i edebde ise, bu iÅŸ için üç beÅŸ günün yettiÄŸini anlatır kısacası, Gaspıralı'nın ÅŸikâyet ettiÄŸi durum, sadece Rusya Türkleri için deÄŸil Osmanlı ülkesi için de söz konusudur. Bu konuda tercümanda sürekli yayın yaparak ''usul-ü cedid'',   yahut ''usul-u savtiye''(fonetik metot) dediÄŸi yeni metodu savunan Gaspıralı 1884 yılında Bahçesaray'ın Kaytmazaha Mahallesi'nde ilk ''usul-u cedid''  okulunun açılmasına ön ayak oldu. Bu okulda kendisinin yazdığı ''hüce-i sıbyan''  adlı okuma kitabı okutulacaktı. ''Usul-u savtiye''  harfleri deÄŸil, sesleri öğretmek esasına dayalıydı. ''Usul-u cedid'' kısaca özetlemek gerekirse, ÅŸudur: ilkokulu medresede ayrılması ve öğretmenlerinin bulunması, öğretmene sadaka deÄŸil maaÅŸ verilmesi, fonetik metot(üsül-ü savtiye) uygulanarak öğretilecek okumanın yanı sıra yazı öğretimine de önem verilmesi, kız çocuklar için ayrı okullar açılması, öğretimin, her yaÅŸa göre ders kitapları hazırlama bir program dâhilinde yapılması.
             MeÅŸrutiyetin ilanından sonra İstanbul'a gelmiÅŸ ve büyük bir heyecanla karşılanmıştır(1909). Türkiye Türklüğüne büyük ilgi duyan Gaspıralı, Kırım'da da Rus basınına karşı Türkiye yi savunmaktan, aleyhteki yazılara cevap vermekten asla çekinmemiÅŸti. Birinci Dünya Savaşı arifesinde İstanbul'a tekrar gelerek Türkiye'yi savaÅŸa girmemesi hususunda uyarmaya çalışan Gaspıralı, Türk dünyasını yetiÅŸtirdiÄŸi nadir zekâlardan biriydi, büyük bir mücadele adamı ve gerçekten inanmış bir idealistti. Gaspıralı İsmail Bey, 11 Eylül 1914 cuma günü Bahçesaray'da vefat etti. Ertesi gün muhteÅŸem bir cenaze töreniyle, Menkli Giray Han Türbesi civarında topraÄŸa verilen büyük idealistin ölümü, bütün İslam dünyasında çok büyük bir teessüf uyandırdı.

Kayıtlı

xenecegiz
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.14 | SMF © 2006-2011, Simple Machines LLC
Tüm Hakları Saklıdır © 2002 - 2011 AGMerkezi.com
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 17 Sorgu ile OluÅŸturuldu